
1 / 2

1 / 2
Geleneksel sanatlarımızın müstesna isimlerinden, “neyzenlerin kutbu” Niyazi Sayın’ı, vefatının birinci yılında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda eserleri, talebelerinin hatıraları ve sanatımıza bıraktığı izlerle andık.
TÜRGEV olarak destekleyici kurumlar arasında yer aldığımız anma programı, 8 Ekim’de AKM Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Meydan Meşkleri Topluluğu’nun sahne aldığı gecede, Niyazi Sayın’ın musiki ve geleneksel sanatlarımıza kazandırdığı mirası hatırlarken bu kıymetli birikimin gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalarımızı da paylaştık.
Ney icrasındaki ustalığının yanı sıra ebru, fotoğraf, tespih ve el sanatlarıyla da kültür dünyamızda derin izler bırakan Niyazi Sayın, sanatı hayatının merkezine alan çok yönlü bir sanatkârdı. 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen üstat, yetiştirdiği talebeleri ve örnek şahsiyetiyle nesiller arasında güçlü bir gönül bağı kurdu.
Niyazi Sayın’ın hayatından kesitler sunan kısa filmle başlayan programda, açılış konuşmalarının ardından söyleşi ve musiki dinletisi gerçekleştirildi. Yüce Gümüş’ün sanat yönetmenliğindeki İstanbul Meydan Meşkleri Topluluğu, solist Ahmet Şahin’in katılımıyla üstadın beş bestesini seslendirdi.
Ali Bektaş’ın yönettiği söyleşide Prof. Dr. Erol Deran, Prof. Dr. Mutlu Torun, Sadreddin Özçimi, Salih Bilgin ve Dr. Serhat Onur, Niyazi Sayın’la geçirdikleri yıllara dair hatıralarını paylaştı. Sanatının yanı sıra insana, hayata ve talebelerine yaklaşımının da anlatıldığı gecede, üstadın 59 ebrusu fuaye alanında sanatseverlerle buluştu.
Yönetim Kurulu Başkanımız Hatice Akıncı Yılmaz, programda yaptığı konuşmaya Yunus Emre’nin “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” mısraıyla başladı. Geride bırakılan eserlerin, yetiştirilen insanların ve gönüllerde kalan izlerin bir ömrün tesirini ölümün ötesine taşıdığını ifade eden Başkanımız, Niyazi Sayın’ın da ardında böylesine güçlü bir iz bıraktığını vurguladı.
Üstadın son yıllarını geçirdiği Üsküdar’daki Sandıkçılar Tekkesi’nde yürütülen arşiv çalışmalarına da değinen Başkanımız, şu ifadeleri kullandı:
“İnşallah önümüzdeki dönemde, geride bıraktığı eserlerin muhafaza edileceği, sergileneceği ve gelecek nesillere aktarılacağı bir müzenin hayata geçirilmesiyle bu emaneti kalıcı bir zemine kavuşturmayı arzu ediyoruz.”
Niyazi Sayın’ın talebeleriyle buluştuğu ve sanatını sürdürdüğü Sandıkçılar Tekkesi’nde, vefatının ardından kapsamlı bir arşiv çalışması başlatıldı. Talebesi Yüce Gümüş’ün öncülüğünde ve alanında uzman isimlerin desteğiyle yürütülen çalışmada, üstadın eserleri ve şahsi eşyaları tek tek incelenerek tasnif edildi ve kayıt altına alındı. Kurulması planlanan müzeyle bu kıymetli mirasın korunması ve yeni nesillerle buluşturulması hedefleniyor.
Başkanımız, Niyazi Sayın’ın sanatı hayattan ayrı tutmadığını; insanın bakışını derinleştiren ve şahsiyetini geliştiren bir terbiye olarak gördüğünü belirtti. Üstadın gençlere bir işle, bir sanatla hemhâl olmalarını tavsiye ettiğini hatırlatarak sanatın insana maharetin yanı sıra dikkat, bakış ve şahsiyet kazandırdığını ifade etti.
TÜRGEV olarak genç kızlarımızın kendilerini ve kabiliyetlerini keşfedebilecekleri alanlar açmayı önemsiyoruz. Kültür ve sanatı bu yolculuğun önemli bir parçası olarak görüyor; medeniyetimizin sanat birikimini gençlerimizle buluşturan çalışmalara destek vermeyi sürdürüyoruz.
Anma programında, Yüce Gümüş ve Dr. Serhat Onur’un yayına hazırladığı, İnsan Yayınları’ndan çıkan “Ruhtur Musikinin Gıdası – Kutbü’n-Nayi Niyazi Sayın Hatıra Kitabı” da sanatseverlere takdim edildi. Necmeddin Bilal Erdoğan’ın ön sözüyle yayımlanan eser, üstadın hayatına, sanatına ve şahsiyetine dair hatıraları bir araya getiriyor.
Kitapta Yönetim Kurulu Başkanımız Av. Hatice Akıncı Yılmaz’ın “Niyazi Sayın’ın Ardından” başlıklı yazısı da yer alıyor. Başkanımız, yazısında yaklaşık on yıl önce Sandıkçılar Tekkesi’nde yollarımızın kesiştiği Niyazi Sayın’la kurduğumuz gönül bağını ve bıraktığı sanat mirasına sahip çıkma sorumluluğumuzu anlatıyor.
Niyazi Sayın Beyefendi’yi rahmet, hürmet ve muhabbetle anıyor; bu anlamlı programın hazırlanmasında emeği geçen tüm sanatçılara, talebelerine ve gönül dostlarına teşekkür ediyoruz.